5 ARALIK DA, DENİZLİ DE……………………
Türk Kadınlar Birliği’nin her yıl geleneksel olarak sürdürdüğü 5 Aralık ve 8 Mart Ulusal Buluşmalarının bu yıl ki durağı Denizliydi.
Her yıl uzun uzun konuşulan ama her nedense konuştukça eleştirilen durumun kanıksandığı
“ Kadının siyasi temsildeki eksikliği” konusunda anlaşıldı ki bu yılda sorunlar yerli yerinde duruyor.
Türk Kadını haklı olarak bu yarıştaki başlangıç noktasını 5 Aralık 1934 olarak kabul eder.
Aradan geçen 78 yılda ne yazık ki; Türk Kadını’nın siyasetteki temsil oranı Türkiye Büyük Millet Meclisinde %14,2, Belediye Meclislerinde % 4,2, Belediye Başkanlıklarında ise sadece %0,5 dir.
Oysa; Mustafa Kemal ATATÜRK’ün engin uz görüsü ile Türk Kadını birçok batılı ülkeden çok önce 5 Aralık 1934’de kazandığı seçme ve seçilme hakkı ile 1935 yılında girdiği ilk seçimlerde %4,6 oranı ile bu yarışa başlamıştı.
Ülke nüfusunun yaklaşık yarısı kadınlardan oluştuğuna göre, parlamentosunda kadın temsil oranı %47 olan İsveç’i , hiç değilse Norveç, Danimarka, İspanya, Belçika ortalaması olan %36’yı hedeflememiz ve yakalamamız gerekmez mi?
Önümüzde, 2014 de yapılacak yerel seçimler var.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil hakkının kazanımından daha da önce 1930 yılında kazanılan Kadınların Belediye Seçimlerinde seçilme hakkını Türk Kadınının bu gün % 2 ler de ki temsil oranı ile kullanıyor olmasını demokratik temsil açısından dramatik buluyorum.
Avrupa Birliğine uyum süreci kapsamında 2005 yılında 5393 Sayılı Yasa ile Belediye mevzuatı yeniden düzenlendi, Yasanın son hali ile Belediyelerin vermeyi vaat ettiği hizmetler açısından kadınların en çok temsil edildikleri yerler olması gerekirken, yerel yönetimler neden kadınları zararsız miktarlarda ve uzak mesafelerde tutmaya özen gösteriyorlar acaba ?
Erkek egemen yerel yönetimlerde, kent rantı dediğimiz ballı lokmanın çevresinde halkalanmak daha kolaydır, bu halkaya dahil olmamakta ısrar eden hatta arada bir üşüşen kalabalıkları ürküten, yani düzeni bozan “ kadın sesi’ni” ne yazık ki yerel yöneticiler kulaklarının dibinde istemiyorlar.
Onların; muhkem kalelerinde mağrur kale komutanları olarak sürdürdükleri devri iktidarlarının huzurunu bozacak olan kadınların yerel yönetimlerde en az % 33 ler oranında var olmaları bu nedenle çok önemlidir.
Muğla’nın da aralarında bulunduğu yeni 13 il ile birlikte 29 il artık resmen Büyükşehir.
Bütün siyasi partiler bundan sonra seçim stratejilerini bu gerçeğe göre kuracaklar ve uygulayacaklardır.
Büyükşehir Yasası ile birçok taş yerinden oynadığı için ballı lokma halkalarının yeniden oluşturması adına yoğun çabalar gösterilecek ve çetin mücadeleler yürütülecektir.
Bu yeni düzende; yerel yönetimlerin her aşamasında kadının varlığı malum halkaların ve çarkların dişlilerine takılanların yöre halkına dönmesine yardımcı olacaktır.
O nedenle; Cumhuriyet Halk Partisi’nin Tüzük Kurultayında kabul ettiği %33 lük temsil oranı çok önemlidir. Bütün Siyasi Partilerin bu oranı hedeflemeleri ve bu hedefin gerçekleşmesi gerekir.
Bu, sadece kadın’ın yerel yönetimlerde etkin temsili için değil belediyelerin yasalarla vaat ettiklerinin gerçekleşmesi içinde zorunludur.
5 Aralık da Denizli de, Türk Kadınlar Birliği’nin Türkiye’nin dört bir yanından gelen altı yüz temsilcisinin doldurduğu salondaki kararlı ve inançlı kalabalığın arasında yerel yöneticiliği hakkıyla yapacak donanıma sahip onlarca kadın olduğunu biliyorum.
Türk Kadınlar Birliği Genel Başkanı Avukat Sayın Sema KENDİRCİ UĞURMAN ve Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Sayın Bihlun TAMAYLIGİL yaptıkları coşkulu konuşmalarla bu mücadelenin işaret fişeğini ateşlediler.
Önümüzde zorlu bir süreç var ve biz kararlıyız, yeter ki gizli ya da açık engellerle yada ucuz son dakika pazarlıklarıyla önümüz kesilmesin.